19 Aralık 2011 Pazartesi

MİRAS HUKUKU

 
Ölüm, başta ölenin mirasçıları olmak üzere borçlularını, alacaklılarını ve devleti de yakından ilgilendiren bir konudur. Bu nedenle, mirasçıların konu hakkında yeterli bilgiye sahip olması oldukça önemlidir.
Bir kimsenin mirasçıları onun altsoyudur (çocukları, torunları). Altsoyun bulunmaması halinde miras üstsoya (anne-baba) geçer. Kişinin evli olması halinde eşi de mirasçıdır. Mirasçıların miras payları, mirasın kimler arasında (hangi zümrede) paylaştırıldığına göre değişmektedir.
MİRASIN ÇOCUKLARA GEÇMESİ
Ölen bir kişinin mirasçıları altsoyudur. Altsoy, çocuk, torun ve onların çocuklarından oluşur. Çocuk hayattayken toruna miras kalmaz. Miras bırakanın birden fazla çocuğu varsa ve bunlardan birisi daha önce ölmüşse onun payı kendi çocuğuna (ölenin torununa) geçer. Çocuklar veya torunların mirasçı olması halinde ölenin eşinin miras payı 1/4'tür. Eğer ölenin altsoyu (çocuğu, torunu) yoksa miras ölenin üstsoyuna ( anne-baba ) geçer.
MİRASIN ANNE VE BABAYA GEÇMESİ
Ölenin eşi sağ ise ve mirası üstsoy ile paylaşıyorsa bu durumda eşin miras payı toplam mirasın 1/2'sidir. Ölenin altsoyu olmaması halinde ölenin üstsoyu (anne ve babası) mirasçıdır. Anne ve babadan birisi (veya ikisi) daha önce ölmüşse onların payı çocuklara (ölenin kardeşlerine) geçer. Onlar da ölmüşlerse onların payı çocuklarına (ölenin yeğenlerine) geçer. Bu grupta mirasçı yoksa miras ölenin eşi ile dede ve ninesine geçer.
MİRASIN DEDE VE NİNEYE GEÇMESİ
Ölenin eşi sağ ise ve mirası bu grupla paylaşıyorsa eşin miras payı toplam mirasın 3/4'üdür. Kalan, dede ve nine arasında eşit olarak paylaştırılır. Dedeler veya ninelerden herhangi biri (veya her ikisi) daha önce ölmüş ise onun payı kendi çocuğuna (ölenin amca, hala, teyze veya dayısına) geçer. Onlar da yoksa onların çocuklarına geçer. Böylece, mirasçı bulunana kadar süreç devam eder. Ölenin eşi de dahil hiç mirasçısı yoksa bütün miras Devlete kalır.
MİRASÇILAR BORÇLARDAN DA SORUMLU
Miras kalması genellikle 'zenginleşme' olarak algılanır. Oysa miras bir bütündür. Mirasçılar mirası reddetmedikleri takdirde ölenin borçlarından miras payları oranında sorumludur. Yani, malları alıp borca karışmamak söz konusu değildir. Bu sorumluluk borç üzerinden hesaplanan faiz için de geçerlidir. Mirasçılar ölen adına kesilmiş cezalardan sorumlu değildir. Cezaların şahsiliği kuralı nedeniyle ölüm halinde ölen kişi adına kesilmiş her türlü ceza düşer.

TANIMA TENFİZ

Yurtdışındaki Boşanma kararının Türkiyede geçerli olması için, yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesi gereklidir. Yabancı mahkemelerin verdiği kararların
ülkemizde tenfiz edilebilmesi yanında , yabancı mahkeme ilamının tenfizine gerek olmaksızın tanınması da sözkonusu olabilir. Yargıtayın son dönem kararları boşanmanın nüfus
kayıtlarına işlenmesi için tanıma kararı verilmesini yeterli bulmaktadır. Bu nedenle
boşanmanın nüfus kaydına işlenmesi için uygulamada tenfiz veya tanıma kararı verilmesinin
bir önemi yoktur. Ancak kararda boşanma dışında bazı hususlarada yer verilmişse (örn; nafaka, tazminat, velayet  v.s.) tenfiz talep edilmesi daha isabetli olur.
Tanıma ve Tenfiz davaları asıl karardaki tarafların aynen taraf olduğu yeni bir davadır. Asıl kararda davalı yada davacı olduğuna bakılmaksızın taraflardan birinin talebi üzerine açılacak davada duruşma yapılarak görülür.
Tenfiz dilekçesine, Yabancı mahkeme ilamının orjinali veya aslıgibi tasdikli sureti eklenmek zorundadır. Ayrıca kararın kesinleştiğini gösterir kesinleşme mührü ve usulene göre onaylanması(APOSTİL ŞERHİ) ve konsoloslukça veya noterce onaylı tercümesi olmalıdır.
Tanıma ve tenfiz davaları aynı usule tabi olduğundan, taraflar birlikte hareketettiği taktirde,
yani karşılıklı olarak avukatlara vekaletname verildiği taktirde 1-2 hafta gibi kısa sürede dava tamamlanabilmektedir. Ancak taraflardan biri vekalet vermediği taktirde dava vekaletname vermeyen tarafa yapılacak tebligatlar sebebiyle 1 yılı aşıkın bir zaman sürmektedir.

BOŞANMADA MAL PAYLAŞIMI

01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanununda yer alan mal rejimleri şunlardır.
- Edinilmiş Mallara Katılma
- Mal Ayrılığı
- Paylaşmalı Mal Ayrılığı
- Mal Ortaklığı
Yeni Türk Medeni Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 1 Ocak 2002 tarihinden sonra başka bir
rejimi seçmeyen eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olacağını hükme bağlamıştır. Yani 01 Ocak 2002 den sonrakı kanuni mal rejimi Edinilmiş Mallara Katılma rejimidir. Bu nedenle burada yasal mal rejimine yönelik açıklamalar yapılmıştır.
Yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılmada, her eşin iki tür malvarlığı vardır:
1. Edinilmiş Mallar:
- Çalışmanın karşılığı olan maaş, ücret ve benzeri gelirler,
- Sosyal güvenlik kuruluşlarının yaptığı her türlü ödemeler,
- Çalışma gücünün kaybı dolayısıyla ödenen tazminat,
- Kişisel malların geliri (karpayı, kira, faiz gelirleri gibi)
Mal rejimi tasfiye edildiğinde sadece yukarıda sayılan ‘’edinilmiş mallar’’ eşler arasında yarı yarıya eşit olarak paylaştırılır.
2. Kişisel Mallar:
- Eşlerden birinin kişisel kullanımına yarayan eşya,
- Evlenmeden önce sahip oldukları mal ve değerler,
- Evlendikten sonra miras veya bağış yoluyla geçen mal ve değerler,
- Manevi tazminat alacakları,
Kanunda sayılan bu kişisel mallar, tasfiye halinde paylaştırmaya tabi olmaz.
Eşler mal rejimi sözleşmesiyle Kanunda belirtilen diğer rejimlerden birini seçebilirler.
Mal rejimi sözleşmesi evlenmeden önce veya sonra yapılabilir.
Mal rejimi sözleşmesi, noterde düzenleme veya onaylama şeklinde yapılır.
Haklı bir sebebin varlığı halinde, hakim kararıyla mal rejimi değişebilir.

HAKKIMIZDA

Büromuz İzmir ve Berlin de kurulu Can Hukuk Bürosunun Türkiye merkez Avukatlık bürosu olup Türk hukukunda avukatlık ve danışma hizmetleri vermektedir.


Tel    : +90.232.4868616
Fax   : +90.232.4868626